İnsan Unutmadan Yaşayabilir mi? "PARTİ"

"Cezadan kurtulabilirsiniz, ama suç insanın içinde sonsuza kadar yaşar."
Ovidius

Hatırlamak yaşamla bağlantımız, hatırladıkça var oluruz hayatın içinde. Kimi zaman da yaşama tutunabilmenin yolu unutuşlarımız olur. Geçmişin kirli izlerini silip yeni yaşam sayfaları açabilmek için bellek kutusunu ara ara boşaltmak gerek belki de. Belleği zayıf bir toplumuz aslında, peki belleğimiz bu kadar zayıf olmasa tutunabilir miydik hayata acaba?

Belki de insan hafızasının sakatlığı unutmasıdır. Geçmişe sünger çekmesek, hep hatırlasak, yaşadıklarımızı sorgulayıp dersler çıkarsak daha iyi bireyler olur muyuz?

Geçen sezonun başarılı genç topluluğu Ekip Tiyatrosu "Largo Desolato" dan sonra bu sezon da "Kara Sohbet" ve "Parti" yle çıkıyor izleyicinin karşısına. "Parti" ilk kez 18. İstanbul Tiyatro Festivali'nde oynandı. "Unutma" temelinden beslenen oyunu yazan-yöneten Cem Uslu. Her ne kadar yazar olarak Cem Uslu'nun adı ön plana çıksa da oyunun bir "ekip" işi olduğunun altı her fırsatta çiziliyor.

Oyunun konusu kısaca şöyle; Zeyno ve Metehan evlenmek üzeredirler. Zeyno, Metehan'ın eski eşyaları arasında bir zamanlar çok samimi olduğu arkadaşlarıyla fotoğraflarını bulur. Metehan'ın yıllardır görüşmediği bu eski arkadaşlarıyla bağlantı kurar. Onlarla hem tanışmak hem de evlilik kararlarını kutlamak amacıyla Çeşme'de Metehan'ın ailesine ait yazlıkta bir araya gelirler. İzleyici de elinde davet mektubuyla bu partinin tam ortasına gelir, sandalyesinde yerini alır.

Başta eğlenerek, dans ederek başlayan gece oyun karakterlerini daha yakından tanımamızla devam eder. Müge öğretmen, İsmail e-ticaretle uğraşmakta, Pınar doktor, Hakan işsiz bir avukat, Zeyno keman öğretmeni, Metehan da meşhur bir gazetecidir. Mesleklerinin dışında oyun içinde hepsinin farklı kişisel özellikleriyle tanışırız. Mesela; Pınar kendi çocuğunu doğuramayan bir kadın-doğum doktorudur. İsmail'in cinsellikle ilgili sorunları vardır, Hakan başarısız iş ve özel hayatı nedeniyle alkol şişelerine sığınmıştır. Hakan'ın alkolün dozunu kaçırdığı anlarda "Benim doğum günümü ne zaman kutlamıştık?" sorusuyla Zeyno'nun posta kutusunda bulduğu "21 Haziranda ne olmuştu?" sorusu oyunun kurgusunu tetikler. Oyun bundan sonra yüksek bir gerilime doğru ivme kazanır.

Oyun kurgu olarak sağlam. Cem Uslu ve Ekip üyeleri belli ki oyunu oturtmak için uzun süre çalışmışlar, toplumsal hafıza ve tahammülsüzlük üzerine bolca araştırma yapmışlar. Kur'an-ı Kerim'deki Bakara suresinden Yunan Mitolojisindeki Leda'ya kadar oyunda pek çok alıntı/gönderme var. Ayrıca oyunun finali için psikoloji biliminden de fazlasıyla yararlanmışlar.

Okunan makalelerin sayısını bilmem ama gazeteci Yılmaz Özdil'i mercek altına aldıkları ve çokça eleştirdikleri su götürmez bir gerçek. Oyundaki Metehan karakteriyle Özdil arasındaki benzerlikler dikkat çekici. İkisinin de İzmir kökenli, asker çocuğu ve gazeteci olmaları dışında oyundaki Metehan'ın kitabı "Bitki,Ülke,Artist", Özdil'in "İsim,Şehir,Hayvan" kitabına açık gönderme.

"Parti", neredeyse üç saat sürmesine rağmen yüksek merak unsuruyla izlettiriyor kendisini. Sıcak yaz gecesinin sinekleri izleyiciyi uyanık tutuyor. İlk perdede kullanılan pervane sesi başta rahatsız edici. gibi görünse de gerilime fazlasıyla yardımcı, zaten gerilimi kurduktan sonra ikinci perdede yerini sükunete bırakıyor. Işık, oyun başladıktan sonra uzun süre izleyicinin üzerinde, izleyici de partinin içinde. Daha sonra kurgunun ivme kazanmasıyla ışık yer yer kırmızıya dönüşüyor. Yönetmen Cem Uslu, gerilim kurmayı gerektiren zorlu rejinin hakkını veriyor. Sahne girişini üç farklı açıdan yaparak dinamiği sürekli hale getirmeyi başarıyor. Dekor; oturma odası ve barıyla bir yazlık için uygun, kullanılan beyaz ve mavi tonlarıyla estetik.

Oyunculuklara gelince; Elif Bilgiç, Cem Uslu son sahnede Duygu Yetiş oyunu içselleştirme ve dışa vurum anlamında bir adım daha öne çıkıyorlar. Elif Bilgiç'in ot içerkenki kikirder halinden ciddi didaktik söylemine geçişi biraz daha devinimsel olsa... Ayşegül Uraz, domestik doktor karakterine dövmesini açıkta bırakan kostüm giydirmese... Simel Aksünger'in bir dans ayakkabısı bir de sandaleti sahnedeyken oyunun büyük bölümünü neden yalın ayak oynadığı, arabaya neden çıplak ayakla gittiği anlaşılabilse... Soru işaretleri azalabilir.

Oyundaki kalem arama sahnesi ironik, öğretmen Müge'de de gazeteci Metehan-da da kalem yok. Yönetmen Uslu, kalemi aratırken aslında bu iki karakterin yaptıkları işleri ne kadar layığıyla yaptıklarını/yapamadıklarını sorgulatıyor bana kalırsa. Ayrıca son dönem oyunlarda sahne üzerinde
gördüğümüz bazen zorlama olan kusma sahnesi burada tam yerinde. Oyun kurgusunun tırmandığı, oyun kişilerinin birbirleriyle ve geçmişleriyle yüzleştikleri noktada herkesin içindekini dökme anına denk geliyor bu kusma efekti. Yine aynı şekilde 'birilerinin öldüğü birilerinin de bunu sadece gördüğü', gerçeklerin medyada ne kadar yansıtıldığı/yansıtılamadığı yerlere dağılan gazeteler üzerinden sembolik olarak anlam buluyor.

Sonuç olarak "Parti"yi izlemeniz için nedenler; 1) 160 dakika boyunca düşmeyen tempoda gerilimi yüksek bir oyun izlemek için 2) Toplumsal şiddet, tahammül, duyarlılık, sorum luk kavramlarıyla yüzleşmek için 3) Cevabını bulmayan sorular ve ucu açık finalle oyundan çıktıktan sonra beyin jimnastiği yapmak için "Parti" Sahne Hâl'de sizi bekliyor.